|
TRABZON
Yüzölçümü : 4.685 km²
Nüfus : 975.137 (2000)
Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Trabzon Kafkasların ve İran transit
yolunun başlangıcında yer alır. Karadenize kıyısı olan diğer ülkelerin
limanlarıyla bağlantısı bulunmaktadır. Tarihi ve doğa güzellikleri ile dört
mevsim gezip görülebilecek turizm şehridir.
İLÇELER
Trabzon ilinin ilçeleri; Akçaabat, Araklı, Arsin, Beşikdözü, Çarşıbaşı,
Çaykara, Dernekpazarı, Düzköy, Hayrat, Köprübaşı, Maçka, Of, Sürmene,
Şalpazarı, Tonya, Vakfıkebir ve Yomra'dır.
Akçaabat : Trabzon'un 13 km batısında ve deniz kenarında kurulmuş bir
ilçedir. Tabii plajları ile ilin önemli kıyı ilçelerinden birisidir. Mersin
Köyü ve Akçakale kamping alanlarının yanı sıra Sera Gölü önemli turistik
yerlerden biridir.
Çaykara : Trabzon'un güney doğusunda ve 76 km mesafede bulunan ilçe Uzungöl
Turizm Merkezi ile ünlüdür.
Maçka : Trabzon-Gümüşhane karayolu üzerinde Trabzon'a 30 km uzaklıkta doğal
güzellikleri yanı sıra Altındere Milli Parkı'nın ve Sumela Manastırı'nın
bulunduğu turistik bir ilçedir.
Düzköy : Trabzon'a 40 km mesafede bulunan ilçe Çalköy Mağarasıyla turistik
bir ilçe konumundadır.
NASIL GİDİLİR?
Karayolu : Trabzon'dan Rize-Artvin-Gümüşhane-Erzurum ve Giresun-Ordu-Samsun
istikameti olmak üzere üç karayolu ağı vardır. Kent merkezine uzaklığı 1.5
km. olan otobüs terminaline ulaşım taksi dolmuşlarla yapılmaktadır.
Otogar Tel : (+90-462) 325 23 43 - 325 20 81
Denizyolu : Trabzon Limanın kent merkezine uzaklığı 1 km.dir. Ulaşım taksi
dolmuşlarla sağlanmaktadır.
Liman Tel : (+90-462) 321 11 56 - 321 1157
Havayolu : Trabzon Havaalanı bölgenin en büyük havaalanıdır. Şehir Merkezine
Uzaklığı 2 km. dir. Ulaşım Havaş veya taksilerin yanı sıra minibüslerle
yapılmaktadır.
Havaalanı Tel : (+90-462) 321 34 46 - 326 64 33 - 321 16 80
Müzeler ve
Örenyerleri
Trabzon Ayasofya Müzesi
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü
Trabzon - Ayasofya Müzesi
Günümüzde müze olarak kullanılmakta olan Trabzon Ayasofya Kilisesi, Trabzon
İmparatorluğu krallarından 1.Manuel Komnenos zamanında (1238-1263) inşa
edilmiştir. İngiliz seyyah ve araştırmacı G.Finlay tarafından 1427 yılına
tarihlenen çan kulesi kilisesinin batısında yer almaktadır. Kilisenin
kuzeyinde bulunan üç apsisli şapel kalıntısı ise daha erken bir döneme ait
olmalıdır.
Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethini takiben yapı, camiye çevrilmiş ve
vakıf eser olmuştur. Ayasofya, yüzyıllar boyunca şehri ziyarete gelen seyyah
ve araştırmacıların ilgisini çekmiştir. Trabzon üzerine anlattıkları ile
ünlü Evliya Çelebi (1648), Pitton de Tournefort (1701), Hamilton (1836),
Texier (1864), Trabzon Şakir Şevket (1878) ve Lynch (1893) yapıya önem veren
kişiler arasındadır.
1864 yılında harap durumda olan caminin Bursa’lı Rıza Efendi’nin
teşvikleriyle yeni baştan onarıldığı bilinmektedir. I. Dünya Savaşı
yıllarında sırasıyla depo, hastane, daha sonraları yine cami olarak
kullanılmıştır. 1958-1962 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü ve
Edinburg Üniversitesi’nin işbirliği ile restore edilerek 1964 yılından sonra
müze olarak ziyarete açılmıştır.
Geç Bizans kiliselerinin güzel bir örneği olan yapı, kare-haç planlıdır ve
yüksek bir merkezi kubbeye sahiptir. Nartex denilen giriş holüne sahip olan
bina üç neflidir. Neflerden ortadaki beşköşeli, yanlardakiler ise yuvarlak
birer apsisle son bulunmaktadır. Narteksin üzerinde şapel vardır.
Yapının kuzey, batı ve güneyinde üç revaklı giriş bulunmaktadır.
Kubbe ve kasnağı oniki köşelidir. Kubbe monoblok dört mermer sütun, kemerler
ve pandantiflerle taşınmaktadır. Yapı ana kubbenin etrafında değişik
tonozlarla örtülmüş, çatı farklı yükseklikler verilerek kiremitle
kaplanmıştır.
Üstün bir işçiliğin görüldüğü taş plastiklerde, hıristiyan sanatının
yanısıra Selçuklu dönemi İslam sanatının da etkileri görülmektedir. Kuzey ve
batıdaki revak cephelerinde görülen geometrik geçmeli bezemeleri içeren
madalyonlarla, batı cephede görülen mukarnaslı nişler Selçuklu taş
işlemelerindeki özellikleri taşımaktadır.
Binanın en görkemli cephesi güneyidir. Burada Adem’le Havva’nın yaratılışı
kabartma olarak bir friz halinde anlatılmıştır.
Güney cephedeki kemerin kilittaşı üzerinde Trabzon’da 257 yıl hüküm süren
Kommenosların sembolü olan tekbaşlı kartal motifi bulunmaktadır. Benzer bir
kartal tasviri ana apsisin dışında doğu tarafta yer alır. Bu cephede,
kentaur grifon gibi karışık varlıklar, güvercinler, merkezlerinde yıldız ve
hilal bulunan kare panolar, içleri bitkisel motifli madalyonlar yer
almaktadır.
Yapının ana kubbesinin altına rastlayan kısmında opussectile tarzında çok
renkli mermerden yapılmış bir yer mozayiği bulunmaktadır.
Ayasofya’nın süslemelerinin önemli bölümünü meydana getiren fresklerde
İncil’den alınmış konular canlandırılmıştır.
Kubbede ana tasvir Hz. İsa’nın tanrısal yönünü aksettiren pantacrator
İsa’dır. Bunun altında bir kitabe kuşağı, daha altta ise melekler frizi
bulunur. Pencere aralarında oniki havari tasvir edilmiştir. Pandantiflerde
değişik komposizyonlar yer almaktadır. İsa’nın doğumu, vaftizi, çarmıha
gerilişi, kıyamet günü gibi sahneler betimlenmiştir.
Binanın arka kemerleri üzerindeki dairesel madalyonlarda portrelere yer
verilmiştir. Yapının tonozlarında da İncil’den alınmış dini sahneler
canlandırılmıştır.
Apsiste Hz. Meryem kucağında İsa ve yanlarında iki melek figürü ile tasvir
edilmiştir.
Kuzey duvarındaki kapı üzerinde dört aziz işlenmiştir.
Narteksin merkezinde İncil’in yazarlarını temsil eden dört sembol yer
almaktadır.
Ayasofya uzun tarihi geçmişi, merkezi planlı yapısı, yüksek kasnaklı
kubbesi, dairesel ve çokgen apsisleri, görkemli portikleri, taş işçiliği ve
freskleri ile tarihi değerinin yanısıra sanat tarihi açısından da önemli bir
abide olarak günümüzde yaşamaktadır.
1993 yılı sonunda kamulaştırılarak Ayasofya müzesi alanına katılan 900
metrekarelik arsada, Valiliğin desteği ve yerel olanakların
değerlendirilmesi sonucu oluşturulan Köy Evi Sergisi 1996 yılı Mayıs ayında
ziyarete açılmıştır.
Sergilemenin amacı, giderek yok olan halk kültürüne ait değerlerimizin bir
bölümünü kurtararak koruyabilmek, müzemize gelen ziyaretçilere küçük de olsa
köy yaşamından bir kesit sunabilmektir.
Bu amaçla oluşturulan bu alanda günümüzde ayrıca yöresel yemeklerin de
sunumu yapılmaktadır.
Alandaki serander, Of İlçesi Yukarı Kışlacık Köyü’nden bağış yoluyla
alınmış, parçaların numaralanıp sökülerek 85 yaşındaki bir serander
ustasının nezaretinde yeniden kurulmuştur. “Serendi” ve “tekir” gibi
adlarlada anılan taşınabilir özellikteki bu yapı tahıl kurutmak ve saklamak
için planlanmış olup Doğu Karadeniz Halk Mimarisi içinde çok özel bir yere
sahiptir.
Seranderin yanında portatif olarak kurulan köy evi, küçük ölçekli ve tek
katlıdır. Bunun için İlimiz, Sürmene İlçesi, Yukarı Aksu Köyündeki eski
konutlar arasından seçilerek rölövesi çıkarılan bir örnek esas alınmıştır.
Geleneksel tarzda inşa edilen konutun yapımında eski yapım tekniğini bilen
ustalar çalıştırılmıştır. Kestane ağacından geçme tekniğinde yapılan
cephelerden ikisi boş muska gözlü, diğerleri taş ve toprak dolgulu muska
gözlüdür. Çatı dört omuz olup geniş saçaklı ve kiremit kaplıdır.
Trabzon Sümela
Manastırı
Trabzon’un Maçka ilçesinin Altındere köyü sınırları içinde yer almaktadır.
Altındere vadisine hakim Karadağ’ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine
kurulmuş olan Sumela Manastırı, halk arasında “Meryem Ana” adı ile anılır.
Vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikte bulunan yapı, bu konumuyla
manastırların şehir dışında ormanlarda, mağara ve su kenarlarında kurulma
geleneğini sürdürmüştür.
Meryem Ana adına kurulan manastırın “Sumela” adını “siyah” anlamına gelen
“melas” sözcüğünden aldığı söylenmektedir. Bu ismin manastırın kurulduğu
koyu renkli Karadağlar’dan geldiği düşünülmekte ise de, Sumela kelimesi
buradaki Meryem tasvirinin siyah rengine bağlanabilmektedir.
Rivayete göre; Bizans İmparatoru I. Theodosius zamanında (375-395) Atina’dan
gelen Barnabas ve Sophronios isimli iki rahip tarafından kurulmuş olan
manastır, 6. yüzyılda İmparator Justinianus’un manastırın onarılarak
genişletilmesini istemesi üzerine generallerinden Belisarios tarafından
tamir edilmiştir.
Sumela Manastırı’nın şimdiki durumuyla varlığını 13. yüzyıldan itibaren
sürdürdüğü bilinmektedir. 1204 tarihinde kurulan Trabzon Komnenosları
Prensliği’nden III. Alexios (1349-1390) zamanında manastırın önemi artmış ve
fermanlarla gelir sağlanmıştır. III. Alexios’un oğlu III. Manuel ve sonraki
prensler döneminde de Sumela yeni fermanlarla zenginleştirilmiştir.
Doğu Karadeniz kıyılarının Türk egemenliğine girmesini takiben Osmanlı
padişahları pek çok manastırda olduğu gibi Sumela’nın da haklarını
korumuşlar, bazı imtiyazlar vermişlerdir.
Sumela Manastırı’nın 18. yüzyılda bir çok bölümü yenilenmiş, bazı duvarlar
fresklerle süslenmiştir. 19. yüzyılda büyük binaların ilave edilmesiyle
manastır muhteşem bir görünüm kazanmış, en zengin ve parlak dönemini
yaşamıştır. Bu dönemde son şeklini alan manastır pek çok yabancı seyyahın
ziyaret ettiği, yazılarına konu edilen bir yer haline gelmiştir.
Trabzon’un 1916-1918 yılları arasındaki Rus işgali sırasında manastıra el
konulmuş, 1923’den sonra tamamiyle boşaltılmıştır.
Sumela Manastırı’nın başlıca bölümleri; Ana kaya kilisesi, birkaç şapel,
mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ile kutsal ayazma’dır ve bu
yapılar topluluğu oldukça geniş bir alan üzerine inşa edilmiştir.
Manastırın girişinde su getirdiği anlaşılan büyük su kemeri yamaca yaslanmış
durumdadır. Çok gözlü olan bu kemerin bugün büyük bir bölümü yıkılmıştır.
Dar uzun bir merdivenle manastırın ana girişine ulaşılmaktadır. Giriş
kapısının yanında muhafız odaları bulunmaktadır. Buradan bir merdivenle iç
avluya inilmektedir. Solda, manastırın esasını teşkil eden ve kilise haline
getirilen mağaranın önünde çeşitli manastır binaları bulunmaktadır. Sağ
tarafta kütüphane yer almaktadır. Yine sağda yamacın ön yüzünü kaplayan
büyük balkonlu bölüm keşiş odaları ve misafir odaları olarak kullanılmıştır
ve 1860 yılına tarihlenmektedir.
Avlunun etrafındaki binalarda odalardaki dolapları, hücreleri, ocakları ile
Türk sanatının etkileri de görülmektedir.
Manastırın ana ünitesini meydana getiren kaya kilisesinin ve ona bitişik
şapelin iç ve dış duvarları fresklerle donatılmıştır. Kaya kilisesinin
içinde avluya bakan duvarda III. Alexios dönemine ait fresklerin varlığı
tespit edilmiştir. Şapeldeki freskler ise 18. yüzyılın başlarına
tarihlenmektedir ve üç ayrı devirde yapılan üç tabaka görülmektedir. En alt
tabakanın freskleri daha üstün niteliktedir.
Sumela Manastırı’nda yer yer sökülerek alınmış olan ve oldukça harap bir
görünüm taşıyan fresklerde işlenen başlıca konular İncil’den alınmış
sahneler, Hz. İsa ve Meryem Ana’nın hayatı ile ilgili tasvirlerdir.
Kundupoğlu Konağı
Geniş bir bahçe içinde yer alan iki katlı ev 18.yüzyılda Trabzon'un en iyi
Türk evi örneğini teşkil ediyordu.
Dış duvarlar moloz taş, iç duvarlar bağdadi ve ahşaptır. Girişi doğudaki
yarım daire şeklindeki merdivenle sağlanıyordu.
1. katta girişten sonra sofaya geliniyordu. Bu dış sofa dört odaya
açılıyordu. Bu kattan günümüze yalnız doğuda ki oda kalmıştır. Onunda iç
düzeni büyük değişikliklere uğramıştır.
2. katta sofaya dıştan ahşap bir merdivenle çıkılıyordu. Merdivenden sonra
açık bir sofa bulunuyordu. Bu sofada dört odaya geçit veriyordu. Sofadan
sonra sağdaki oda evin en süslü odasını teşkil ediyordu ki bugün bu oda da
değişikliğe uğramasına rağmen mevcuttur. Bu odadaki ocak ve duvardaki
şerbetlikler; alçı ve ahşap oymacılığın iyi örneklerini teşkil ederler.
Ayrıca duvarlarda kalem işi çiçek resimleri bulunmaktadır. Pencerelerde
vitraylar vardır.
Küçük Ayvasıl
Kilisesi (St. Anna Kilisesi)
St. Anna Kilisesi de denilen Küçük Ayvasıl Kilisesi 1923 yılına kadar kilise
olarak faaliyetini sürdürmüştür. Daha sonra Belediyenin ambarı olarak
kullanılmıştır. Bu gün kullanılmıyor.
Üç nefli bir bazilika olan kilise nartesksizdir. Nefler birer apsisle son
bulmaktadır. Apsisler içten ve dıştan yuvarlak planlıdır. Orta ve yan nefler
beşik tonozla örtülmüşlerdir.
Sütunlar devşirme olup, iyon başlıklarıyla impostları taşımaktadırlar.
Kemerler tuğladandırlar.
Zeminin altında bir mezar odası bulunmaktadır. Batı duvarının dışında kalan
izler yapının vaktiyle başka bir yapıya bağlı olduğunu göstermektedir.
Yapıda fresk kalıntısı olmasına rağmen çok bozulmuş durumdadır.
Bina 1999 yılında Trabzon Valiliği, İl Özel İdaresinden ayrılan ödenekle
onarılmıştır. İçinde yer alan fresklerin konservasyonu yapılarak bir
fonksiyon verilebilir.
Kaleler
Trabzon Kalesi: Yörenin en iyi korunmuş eseridir. Şehir merkezinde ve
denizden tepelere kadar uzanmaktadır.
Cephanelik: İç içe geçmiş iki yuvarlak yapıdan oluşan kulede dış yapının iki
katı tam olarak ayaktadır. Üçüncü katın pek az bir kısmı günümüze gelmiştir.
İç ve dış yapılarda kemerli 13'er adet pencere bulunmaktadır. Her katta
bulunan 13 pencere sık ve muntazam aralıklıdır.
Dış yapıda bulunan giriş pencerelerle aynı yükseklikte ve biraz daha geniş
bırakılmış olup, kuzeybatı yönüne düşmektedir. Üzerindeki kitabe kısmı
boştur. Üçüncü katın mevcut olan duvarında, kapıyla aynı hizada, kare bir
taş levha, içinde H. 1302 senesiyle tuğra bulunmaktadır. Kare levhanın dört
köşesinde kabartma rozetler bulunmaktadır.
Günümüzde yap, işlet, devret modeli ile İbrahim ÖZTÜRK'e kiralanmış olup,
onarımına başlanmıştır. Onarımı devam etmektedir.
Köşkler
Atatürk Köşkü: Soğuksu semtinde küçük bir çam korusu içinde yer alıp
20.yüzyılın hemen başında yaptırılmış, Atatürk 1934 ve 1937 yıllarında
Trabzon'u ziyaretlerinde bu köşkte konuk edilmiştir. Onun ölümünden sonra
Trabzon Belediyesi tarafından, dönemde kullanılan eşyalarla dekore edilerek,
Atatürk Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Ulu önderimiz 1937 yılında
vasiyetnamesinin bir bölümünü bu konakta yazmıştır.
Cami ve Kiliseler
İnanç turizmi açısından önemli bir merkez olan Trabzon'da önemli camiler
Gülbaharhatun Camisi, İskenderpaşa Camii, Çarşı Camisi, Büyük İmaret Camisi;
önemli kiliseler Haghios Eugenius Kilisesi (Yeni Cuma Camii), Panaghia
Chrysocephalos Kilisesi (Fatih Camii), Santa Maria Kilisesi, Ayasofya
Kilisesi, Santa(Dumanlı) kiliseleridir.
İNANÇ TURİZMİ
Büyük İmaret Cami (Hatuniye/Ayşe-Gülbahar Hatun Cami-Merkez): Yavuz Sultan
Selim'in annesi Ayşe-Gülbahar Hatun adına 1514 yılında Zagnos Köprüsünün
yakınında bir külliye içerisinde yaptırılmıştır. Bu caminin, Trabzon'daki
Türk eserleri arasında özel bir yeri vardır. Erken devir Osmanlı Mimarisinde
ayrı bir plan tipi oluşturan "Zaviyeli Camiler" grubuna girmektedir.
Zaviyeli camilerde görülen 'avlu' kısmı bu camide yoktur. Duvar işçiliği
önemlidir. Batı tarafındaki minare klasik Osmanlı minareleri tarzındadır.
Fatih Cami (Ortahisar Cami,Panaghia Chrysocephalos Kilisesi-Merkez):
Trabzon'un en önde gelen kilisesi olarak tanımlanan bu yapı, Ortahisar
mahallesindedir. Roma İmparatoru Konstantin'in (M.S. 325-364) yeğeni
Hanmibalianos tarafından, eski bir Roma tapınağı üzerine inşa ettirildiği
sanılmaktadır.
"Komnenlerin Katedrali" olarak bilinen kilise, Meryem Anaya ithaf edilerek,
"Altınbaş" diye adlandırılmıştır. Kiliseye bu ismin verilmesinin nedeni,
yarım daire biçimindeki kümbetinde (apsis)bir metre çapında bir çerçeve
içinde bulunan Meryem Ananın başındaki harenin altından kaplanmış olmasıdır.
1461 tarihinde Türk'lerin Trabzon'u ele geçirmesinden sonra camiye
çevrilmiştir. Bazı araştırmacılar kiliseyi, İstanbul'daki Ayasofya'ya
benzetir.
Çarşı Cami (Merkez): Kemeraltı Çarşı mahallesinde bulunan bu cami,
Trabzon'un en büyük camisi olup, Trabzon Valilerinden Hazinedarzade Osman
Paşa tarafından 1839 yılında yaptırılmıştır.
Yapıda muntazam bir taş işçiliği göze çarpar.
İskender Paşa Cami (Merkez): Trabzon Belediye binasının arka tarafında,
Taksim Meydanındadır. XVI. yüzyılda Trabzon Valisi İskender Paşa tarafından
yaptırıldığı bilinir. Değişik zamanlarda ilaveler yapılan cami, çok iyi bir
taş işçiliğine sahiptir.
Ayasofya Kilisesi (Haghia Sophia Kilisesi-Merkez): Trabzon'un batı yönünden
2 km uzaklıkta bulunan bir manastır kompleksi içinde yer almaktadır.
Trabzon'daki Komnenos Devleti krallarından I. Manuel zamanında 1238-1263
yıllarında yapıldığı kabul edilmektedir. Kuzeydeki dört sütunlu ve üç
apsisli şapel yapıdan daha eskidir.
Trabzon Ayasofyası bölgenin son Bizans devri yapılarının en
önemlilerindendir. III. Murat zamanında ve 1670 yılında Beylerbeyi Ali Bey
tarafından camiye çevrilen kilise, 1958-1962 yılları arasında Edinburgh
Üniversitesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliği sonucu restore edilerek
1964 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır.
Çok iyi bir taş işçiliğine sahiptir. Taş süsleme ve fresk bakımından çok
zengindir.
Kilisede; Adem ile Havva'nın cennetten kovulmaları, tahta oturmuş Meryem, Hz.
İsa'nın göğe çıkışı, doğumu, mucizeleri, son akşam yemeği ile cehenneme
inişi, vaftiz, İncil yazarlarının sembolleri gibi tasvirler, ayrıca tek
başlı kartal, hayali yaratıklar geometrik bitkisel süslemeler ve kuş
figürleri bulunmaktadır. Özellikle batı cephesindeki mukarnaslı nişler,
sütun başlıkları, kuzey cephedeki geometrik kompozisyonlu madalyonlar
Selçuklu taş süslemeciliğinin örnekleridir.
St. Anna Kilisesi (Küçük Ayrasıl Kilisesi-Merkez): Trabzon'da Maraş Caddesi
üzerinde bulunan kilise, şehrin en eski kiliselerinden biri olup, üç nefli
bir bazilikadır.
Giriş kapısında bir Bizans kabartması ile 884-885 tarihinde I. Basil
zamanına ait onarım kitabesi bulunmaktadır
Santa Maria Kilisesi (Merkez): Kilise, Sultan Abdülmecid'in emriyle
1869-1874'de Trabzon'a gelen yabancıların yararlanması için yapılmış olup,
işlevini günümüzde de sürdürmektedir.
Zengin süslemeleri, kuzey ve batı duvarlarındaki St. Andrew, St. Peter ve St.
Eugenius betimleri ile ilgi çeker.
Vazelon Manastırı (Maçka): Maçka'ya 14 km mesafede çam ormanları
arasındadır. Manastırın kesin kuruluş tarihi bilinmemekle beraber, bazı
araştırmacılar bunun M.S. 270-317 yılları arasında olabileceğini ifade
etmektedirler. İmparator Jüstinianus tarafından 565 yılında onarılan
manastır, zamanımıza kadar bir çok tamir ve tadilat görmüştür.
Vazelon Manastırı, XIII. yy.dan sonra Maçka'nın dini, kültürel ve ekonomik
yapısında etkili olmuştur. Sumela Manastırı'nın da, yörenin en zengin
manastırı olan Vazelon Manastırı'nın gelirleri ile yaptırıldığı söylenir. Üç
nefli kilisenin kuzey dış duvarlarında yer alan cennet, cehennem ve son
hüküm tasvirlerinin konu edildiği freskler, canlılık ve güzelliklerini halen
korumaktadır. Yahya Peygembere adanan manastrı 1923 yılında terkedilmiştir.
Sumela Manastırı (Meryem Ana Manastırı-Maçka): Maçka ilçesinin 17 km
güneyinde, Meryem Ana Deresi vadisinde ve vadi tabanından 250 m yükseklikte,
duvar gibi dik bir yamacın ortasındaki bir mağara içerisinde inşa
edilmiştir. Zigzaglar çizilerek yapılan zorlu bir tırmanıştan sonra ulaşılan
noktadaki muhteşem manzara, bütün zahmete değecek niteliktedir. Manastırın
ilk kuruluşuna dair muhtelif rivayetler vardır. Bunlardan en yaygın olanı:
Atinalı Keşiş Barnabas ile yeğeni Sophrenios'un kilisenin ilk temelini
attığıdır. Sumela Manastırı, ilk kuruluş döneminden itibaren, St. Luke
tarafından yapıldığı ve mucizeler yarattığı söylenilen bir Meryem Ana
tablosu ile özdeşleştirilmiştir. Rivayete göre; Barnabas ile yeğeni Meryem
Ana ve Hz. İsa'nın çocukluğunu belirten, St. Luke tarafından yapıldığı
söylenen bir tabloyu da yanlarına alarak, Trabzon'a gelirler. Burada,
manastırın yapılmasında kendilerine yardımcı olacak gönüllü işçileri
topladıktan sonra, bugünkü Maçka ilçesinde Değirmendere (Pyxites yöresindeki
Altındere) ye ulaşırlar. Kora dağlarının en dik yamacına çıkan keşişler,
tepesinden su damlayan bir mağara bulunca manastırı burada ilk önce iki oda
olarak kurarlar (M.S. 385). İki keşişin kurdukları iki odalı manastır,
keşişlerin ölümünden sonra (412 yılı dolayları) hem Katolik, hem de Ortodoks
mezheplerinden olan Hıristiyanlarca kutsal bir tapınak olarak kabul
ediliyor.
İstanbul, Batı Roma imparatorluğundan ayrıldıktan sonra, Bizans İmparatoru
Jüstinyen (527-568) hem Trabzon'un tahkim edilmesini, hem de bu manastırın
genişletilmesini emrederek, buraya zengin bir kitaplık hediye ediyor.
Fatih Sultan Mehmet 26 Ekim 1461'de Trabzon'u fethettiği zaman, İstanbul'da
olduğu gibi Trabzon'da da bir çok kiliseyi ve bu arada Trabzon'un Ayasofya
Kilisesi ile Sumela Manastırını da korumuş ve hatta toprak ve altın
ihsanında bulunmuştur.
Yavuz Sultan Selim döneminde, bir gün avlanırken hastalanan Sultan, Meryem
Ana Manastırına çıkarılarak rahipler tarafından tedavi edilir. İstanbul'a
dönüp, tahta çıktığında, büyük bir kadirşinaslık ile bir zamanlar kendisini
tedavi eden rahipleri ve manastırı unutmayarak, onlara da hem altın, hem
arazi ve hem de boyları 1.5 m olan dört altın şamdan ihsan eder.
III. Sultan Ahmet, 1710'da Manastırın iç duvarlarının onarılması ve
fresklerin yenilenmesi, I. Sultan Mahmut ise, 1740'da diğer bölümlerdeki
fresklerin yeniden yapılması için emir verip masraflarını da
karşılamışlardır. XIX. yüzyılda rahiplerin sayısı yüze ulaşmış ve sahip
oldukları arazi Sultan Abdülhamid'in ihsanları ile daha da genişletilerek,
manastırın çevredeki 15 köyün sahibi olması sağlanmıştır.
Karadeniz bölgesinin en eski Hıristiyan tapınağı olan Meryem Ana
Manastırının önemi: Doğanın eşsiz güzellikteki bir yerinde çok ilginç bir
yapı olmasından ve çeşitli devirlerde yapılan duvar ve tavan süslemelerinden
kaynaklanır. Manastır iki bölümden oluşur. Birinci bölümde tapınma yeri,
kayadan üçlü olarak damlayan suyun düştüğü yerde bir ayazma ve 3-4 tane
küçük kilise (şapel) bulunmaktadır. Tapınak yerinin içi ve dışı İncil'den
alınmış konuların freskleriyle süslenmiştir. İkinci bölümü ise giriş
kapısını geçip, içerdeki basamaklardan inerken, sağdaki yatak odaları,
salonları, kitaplıkları, kilerleri, erzak odaları ve helaları kapsayan dört
kattan oluşmuştur. Odaların, kayıtlardan 72 oda olduğu anlaşılmaktadır.
Manastırın bu bölümüne dışardan 96 basamakla çıkılmaktadır. Her yıl 14
Ağustosta ayin yapılmaktadır. Manastırda restorasyon çalışmaları
sürdürülmektedir.
Hanlar
İlde bulunan hanlar, Vakıfhan, Taşhan, Alacahandır. Ayrıca Taşhan'ın yanında
bir de Bedesten bulunmaktadır.
Korunan Alanlar
Altındere Vadisi Milli Parkı
Uzungöl Tabiat Parkı
Trabzon Tabiat Anıtları
Trabzon Yaylaları
YAYLA TURİZMİ
Trabzon Yaylaları
Sera Gölü Çevresi
Ulaşım: Trabzon-Akçaabat yolunun 7 Km.sinden güneye 2 Km. stabilize yolla
ulaşılmaktadır. Trabzon - Akçaabat arasında günün her saati dolmuş
bulunmaktadır.
Özellikler: Su, elektrik, PTT gibi altyapıya sahip olan Sera gölü çevresi
gelişmiş bir kamp ve piknik alanıdır. Göl sularında olta balıkçılığı
yapılabilir.
Konaklama-Yeme-İçme: Konaklama için yayladaki pansiyonlardan
faydalanılabilir. Yaylada her türlü temel ihtiyaç malzemesi temin
edilebilir. Balık ve et lokantası, kır kahvesi, bakkal gecenin geç
saatlerine kadar açıktır.
Maçka-Şolma Yaylası
Ulaşım: Maçka ilçesinden batıya doğru 22 km. toprak yolla gidilebilir. Yolun
16 kilometresi zengin bitki örtüsüne sahip Kulin dağının içinden geçmektedir.
Yayla mevsiminde minibüs bulunabilir.
Özellikler: 1. 700 m. rakımlı yaylada alt yapı hizmetleri tamamlanmış
durumdadır. Elektrik, su, telefon mevcuttur.
Konaklama-Yeme-İçme: Konaklama yeri bulunmadığından kamp malzemeleri
getirilmelidir. Ancak bakkal, manav, kır kahvesi, kasap gibi küçük
işletmeler hizmet vermektedir.
Maçka-Mavura Yaylası
Ulaşım: Maçka'nın18,5 km. batısındaki Mavura yaylasına yaz aylarında minibüs
bulunabilir.
Özellikler: Elektrik ve su olan yaylada, yayla mevsiminde kır kahvesi,
bakkal, kasap, manav hizmet vermektedir. Mavura yaylasıyla Solma yaylası
arası 3,5 km. orman manzaralı toprak yol, yaya yürüyüş için idealdir.
Konaklama-Yeme-İçme: Konaklama yeri bulunmadığından kamp malzemeleri
getirilmelidir. Temel ihtiyaçlar yayladaki günübirlik yerlerden
karşılanabilir.
Maçka-Kiraz Yaylası
Ulaşım: Maçka İlçesi Gürgenağaç köyü arası 22 km. asfalt yol olup,
Gürgenağaç köyünden güneye doğru 7 km. toprak yolla ulaşılabilir. Yaz
mevsiminde ticari araçlarla yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.
Özellikler: 1. 850 m. rakımlı yaylada alt yapı hizmetleri tamamlanmış
durumdadır. Yaylanın içinden akan buz gibi suda alabalık avlanabilir,
yaylada çim kayağı yapılabilir. Temmuz ayının üçüncü cuma günü "Ayeser
Şenlikleri" kutlanmaktadır.
Elektrik, PTT ve çeşme gibi altyapıya sahip yaylada, bakkal, kır kahvesi,
kasap, et lokantası hizmet vermektedir.
Konaklama-Yeme-İçme Hamsiköy ve Gürgenağaç köylerinde pansiyonlarda
konaklanabilir. Her türlü ihtiyaç yayladaki alışveriş yerleri ve
lokantalardan karşılanabilir.
Lapazan Yaylası
Ulaşım: Gürgenağaç köyünün güneyinde 2. 200 m. rakımlı yaylaya 27 km. toprak
yoldan arazi vitesli araçlarla gidilebilir.
Özellikler: Altyapıya henüz kavuşmamış yaylada Haziran - Temmuz aylarında
yer yer kar yığınları görülmektedir. Aşınmaya dayanıklı bitki örtüsü çim
kayağına elverişlidir.
Konaklama-Yeme-İçme: Tamamen bakir olan yaylaya kamp malzemeleri ve temel
ihtiyaç malzemeleri getirmelidir.
Çaykara - Uzungöl Turizm Merkezi
Ulaşım: Çaykara ilçesine 20 km. mesafedeki Uzungöl'e yaz kış ulaşım aracı
bulunmaktadır.
Özellikler: 1. 250 m. yükseklikteki Uzungöl, eşsiz doğal güzellikleri ile
Karadeniz'in son yıllardaki en gözde turizm merkezlerinden biridir. Altyapı
hizmetleri tamamlanmış durumdadır. 500 bin m2 alana sahip olan gölde
alabalık ve sazan balığı yaşamaktadır. Uzungöl'ün 10 km. güneyinde 3000 m.
yükseklikte Holdizon dağlarında, Balıklıgöl çevresinde yaya yürüyüş
yapılabilir ve vahşi doğa şartlarında yaban hayatı izlenebilir.
Konaklama-Yeme-İçme: Uzungöl'de göl manzaralı konaklama tesisleri, yeme-içme
yerleri bulunmaktadır. 72 yataklı ahşap bungalovlar ve restoranlar yaz kış
işletilmektedir.
Karadağ Turizm
Merkezi - Karadağ Yaylası
Ulaşım: Akçaabat - Düzköy yolunun 12. kilometresinden batıya dönülerek 28
km. toprak yolla gidilebilen yaylaya, yayla mevsiminde ticari taşıtlarla
yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.
Özellikler: 1. 946 m. yükseklikteki yayla bol oksijeni ile akciğer tedavisi
görmüş hastaların tatil için tercih ettiği yerdir. Alt yapı hizmetleri
tamamlanmış olan yaylada hediyelik eşya satış yerleri bulunmaktadır. Yaylada
yaban hayatı da oldukça zengindir.
Konaklama-Yeme-İçme: 10 yataklı pansiyonda konaklanabilir. Yaylada bakkal,
fırın, kır kahvesi ve lokanta hizmet vermektedir.
Karadağ Turizm
Merkezi - Hıdırnebi ve Kuruçam Yaylaları
Ulaşım: Yaylalara Akçaabat - Düzköy yolunun I2.nci kilometresinden batıya
dönülerek on kilometrelik toprak yolla ulaşılmaktadır. Yolu yaz-kış ulaşıma
açık olan yaylalara ticari taşıtlarla yolcu taşımacılığı yapılmaktadır.
Kuruçam - Hıdırnebi yaylaları arası bir kilometredir.
Özellikler: 1. 742 m. yükseklikteki yaylalarda alt yapı hizmetleri
tamamlanmış durumdadır. 20 Temmuz'da başlayıp üç gün süren Hıdırnebi
şenliklerinin düzenlendiği Hıdırnebi tepesi doğal manzara seyir terası
konumundadır. Orman içinde kurt, tilki, çakal vb. yabani hayvanları
izlenebilir, foto safari yapılabilir.
Yörede yaşayan köylüler, püsküllü çanta, alaca çorap, örme sepet, yayık,
kaşık vb. ağaç mutfak eşyaları satmaktadır.
Konaklama-Yeme-İçme: Yayladaki bakkal, manav, kasap, fırın, lokanta ve kır
kahveleri ve yayla mevsiminde işletilen pansiyonlar bulunmaktır. Yol
üzerinde Acısu köyünde maden suyu kaynağı ve pansiyon bulunmaktadır.
Sis Dağı Yaylası
Ulaşım: Tonya'ya 24 km. mesafedeki Erikbeli Turizm Merkezi'nden sonra
kuzeybatıya 25 km. toprak yolla Sis dağı yaylasına ulaşılır.
Özellikler: 1. 550 m. yükseklikteki yaylada kısmen altyapı hizmetleri
getirilmiştir. Bakkal, kasap ve kır kahvesi bulunabilir. Her yıl Temmuz
ayının üçüncü cumartesi günü Sis Dağı Şenlikleri yapılmaktadır.
Konaklama-Yeme-İçme: Konaklama için kamp malzemeleri getirilmelidir. Ancak
yayladan temel ihtiyaç malzemeleri karşılanabilir.
Çatma Obası Yaylası
Ulaşım: Tonya'ya 24 km. mesafedeki Erikbeli Turizm Merkezi'nin 14 km.
doğusunda yer alan Kadırga yaylasının 9 km. güneyindedir. Yaylaya özel
araçlarla gidilebilir.
Özellikler: 2. 200 m. yükseklikteki Çatma obası küçük bir yayladır. Erikbeli-Kadırga-Çatma
Obası Yaylası ve Zigana Kayak Merkezi arasında doğa yürüyüşü yapılabilir.
Mızraklı Su, Şehitler tepesi, Çıngıraklı kuyu gibi efsaneleri olan mekanları
vardır.
Mızraklı Su: Efsaneye göre, savaş sırasında çok susayan asker bir mızrağı
ortadan kırıp sağa sola bütün gücüyle fırlatır. Mızrağın bir parçasının
saplandığı yerden su çıkar, diğer parçasının saplandığı yerde su kaybolur.
50-60 metre aşağıda esrarengiz bir şekilde çimlerin arasında yok olan suyun
çıktığı bölüm, günümüzde beton koruma altına alınmıştır.
Çıngıraklı Kuyu Bu adı, kuyuya atılan bir taş parçasının uzun süre ses
çıkarmasından almaktadır. Girişin uzun zaman karla kapalı kaldığı mağara
bulunmaktadır.
Konaklama-Yeme-İçme: Konaklama ve yeme-içme malzemeleri getirilmelidir.
Düzköy (Haçka Obası)
Yaylası
Ulaşım: Yaylaya, Trabzon'a 40 km. mesafedeki Düzköy ilçesinden güneye 12 km.
toprak yolla ulaşılabilinir.
Özellikler: 1. 784 m. yükseklikteki yaylada alt yapı hizmetleri tamamlanmış
durumdadır. Yaylada bakkal, kasap, manav, fırın ve kır kahveleri
bulunmaktadır. Temmuz ayının üçüncü cuma günü Kadırga, 14 Ağustos da
Karaabdal şenlikleri yapılan yaylada Haçkalı Baba türbesi ilgi çekmektedir.
Konaklama-Yeme-İçme: 20 pansiyonda konaklanabilir. Her türlü yeme-içme
imkanı bulunmaktadır.
Trabzon Mağaraları
Trabzon Mağaraları
Çalköy Mağarası
Yeri: Trabzon, Düzköy İlçesi
Mağara, Düzköy'e bağlı Çalköy Beldesi'nde bulunmaktadır.
Özellikleri: Mağaranın giriş kısmı bir insan boyu yüksekliğindedir. İlk 150
m. den sonra sarkıt ve dikitler görülmeye başlanıyor. Oldukça uzun bir
mağara, ancak gerçek uzunluğu henüz bilinmiyor. Mağara içersinde bir ırmağın
varlığı biliniyor. Bazen dar bazen de oldukça geniş kısımları mevcut.
Mağaranın üst kısmında, çevreye hakim bir tepeye kurulmuş bir kale
bulunmaktadır.
Akarsu Köyü Mağarası
Yeri: Trabzon, Maçka İlçesi
Mağara Maçka'nın Akarsu Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır.
Özellikleri: Büyük bir mağaradır. Eskiden yerleşim yeri olarak kullanıldığı
mağara içinde bulunan kalıntılardan anlaşılmaktadır. Söylentilere göre
içerisinde 72 oda mevcuttur. Mağarada bol miktarda sarkıt ve su varlığı
saptanmıştır. Detaylı bir çalışma henüz yapılamamıştır.
Mesire Yerleri
Boztepe: Trabzon kentini panoramik açıdan görünümünü sağlayan bölge, yaz
mevsiminde gezi ve dinlenme alanı olarak kullanılmaktadır. Otomobil ile
ulaşım mümkün olup yeme-içme tesisleri oldukça gelişmiştir.
Çamburnu:Trabzon-Rize Devlet Karayolu üzerinde Sürmene İlçesine bağlı
çamlık-plaj ve piknik alanıdır.
Sera Gölü: Sera Gölü, Trabzon'un batı sahilinde,şehir merkezine 8 km.
uzaklıkta bulunan, denize 2 km. mesafede, Akçaabat İlçe sınırlan içerisinde
krater bir göl oluşumudur. 1950 yılında meydana gelen bir toprak kayması
sonucunda oluşmuştur. Yeme-içme tesisleri yanı sıra piknik alanı olarak
da düzenlenmiştir.
COĞRAFYA
Güneyinde Gümüşhane ve Bayburt, batısında Giresun, doğusunda Rize illeri ile
çevrili olan Trabzon, kuzeyinde de Karadenize kıyısı vardır. Yerleşim
yoğunluğu sahil kesimlerdedir. Deniz seviyesinden başlayarak güneye doğru
artan yükseklik bölgede 3000 metreyi bulur. Yüksek kesimlerde genellikle
dağlar, tepeler ve yaylalar yer almaktadır.
Bitki örtüsü açısından son derece zengin olan Trabzon'da 440'ı bölgeye has,
Türkiye genelinde nadir olan 2500 bitki türü bulunmaktadır.
Yıllık deniz suyu sıcaklığı ortalaması 16.1° olup, Ağustos ayında 27.5°C' ye
ulaşır. En düşük değer ise, Mart ayında 6.0°C dır. Senenin her ayı yağışlı
olan Karadeniz rejiminin bariz özelliklerini taşır.
TARİHÇE
Kent tarihinde ilk defa M.Ö. 5.yüzyılda Miletli Kolonistler tarafından
kurulmuştur.
Roma ve Bizans devirlerini yaşayan Trabzon, 1204 yılında Pontus devletinin
başkenti olmuştur.
1461 'de Fatih Sultan Mehmet tarafından alınan kentte Yavuz Sultan Selim
Şehzadelik yapmış Kanuni Sultan Süleyman bu kentte doğmuştur.
NE YENİR?
Pek çok yemeği yapılan hamsi, karalahana ve mısır ekmeği, hamsi kuşu, hamsi
pilavı, hamsili kaygana, hamsi tava, lahana kavurması, hoşmerim, Akçaabat
Köftesi, kıymalı ve peynirli Trabzon pidesi, Hamsiköy sütlacı yöre
yemeklerindendir.
NE ALINIR?
Eskinin daracık arnavut kaldırımlarının üzerinde yürüyüp tek katlı arasta
biçimli ve koridoru andıran, hemen hemen tüm Trabzon halkının alışveriş
mekanı olan kemeraltında Trabzon'a has telkari usulü ile el yapımı gümüş
eşyaları görmelisiniz. Altıncılar ve gümüşcüler çarşısını mutlaka
gezmelisiniz
YAPMADAN DÖNME
Yörenin en iyi korunmuş, denizden tepelere kadar uzanan Trabzon Kalesini
gezmeden,
Şehrin 7 km güneybatısında soğuksu mevkiinde 19.yüzyıl sivil mimari örneği
ile yapılmış ve Trabzon halkının Atatürk'e bir hediyesi olan Atatürk Köşkünü
ziyaret etmeden,
Fatih veya İrena Kulesi olarak bilinen ve Cephanelik olarak kullanılan
mekanı görmeden,
Yayla şenlikleri mayıs ayının ilk pazar günü başlayarak ağustos ayının
sonuna kadar süren festivaller Trabzon'un simgesi halindedir. Festival
tarihlerinde Trabzon'a gelirseniz festivale katılmadan,
Kışın Trabzon'a geldiyseniz, Sümela Manastırını kar altında görmeden,
Sümela Manastırı gezisi sonrası yol güzergahında bulunan lokantalarda, kara
lahana dolması, kayana, Hamsiköy'de Hamsiköy Sütlacı yemeden,
Uzungölü gezmeden,
Tereyağında alabalık ve tüm Karadenize özgü yemekleri tatmadan...
Dönmeyin.
|